Daylı Köyü
Daylı köyü Görele ilçe merkezine 4 km mesafede olup, ulaşım asfalt ve beton yoldan sağlanmaktadır. Resmi kayıtlara göre 05.021947 tarihinde köy tüzel kişiliği, köy kanunlarındaki değişiklik nedeniyle tekrar onaylanmıştır. Görele’nin nüfus bakımından büyük köylerinden biri olan Daylı köyü, 1997 yılı kayıtlarına göre 210 hane ve 305 nüfusa sahipti. 2000 yılı nüfus sayımlarında ise köyün nüfusu 319 kişi olarak tesbit edilmiştir. Daylı köyünü Emin Önder şöyle anlatmaktadır. "Milattan önceki yıllarda ve ilk çağlarda köyümüzde ve çevremizde Cenevizliler, Romalılar, Bizanslılar ve daha sonra Pontus Rumları yaşardı. 1204 yılında Trabzon’da kurulan Pontus Rum devleti 1461 tarihine kadar köyümüzü ve tüm Doğu Karadeniz bölgesini yönetti Büyük Türk Padişahı Fatih Sultan Mehmet 1461 tarihinde Trabzon’daki Pontus Rum Devletini ortadan kaldırınca şirin köyümüz, çevremiz ve tüm Doğu Karadeniz bölgesi Türklerin eline geçti. Yani o tarihten sonra Türkler buraya geldi. Köyümüze gelip yerleşen ilk Türk boyları Çepni Türkleridir. Bu Çepni Türk boyları Orta Asyadan ve Horasandan gelerek Eynesil, Tirebolu arasına yerleştiler. Bu Çepni Türkleri dini yönden şiilik mezhebine bağlıydı. Hz. Aliye sevgi ve saygı bağlılıkları nedeniyle çevremizde kurdukları köylere Ali ile bitişik isimler verdiler. Örneğin: Şah Ali, Terzi Ali, Bozca Ali gibi Ayrıca büyük Görele deresine de Elevi veya Alevi deresi ismini verdiler. Yavuz Sultan Selim zamanında şiilik mezhebi dışlanınca ve sonradan yeni gelen insanların da etkisiyle köyümüz halkı dini yönden bugünkü gibi ibadetlerini yapmaya başladı. Emin Önder Daylı köyü hakkındaki bilgilere şöyle devam etmekte….
Halkın başlıca geçim kaynağı hayvancılık ve tarım ürünlerine dayanıyordu. XIX. yüzyılın başlarına kadar köyümüzde ve bölgemizde de bugünkü gibi ağaçlar ve fındık bahçeleri yoktu. Arazi İç Anadolu gibi çıplaktı. Yalnız üzüm ve bağcılık çok ileriydi. Romalılar ve Pontus Rumları zamanında üzümden şarap imal edilirdi. Üretilen şaraplar yelkenli gemilerle İtalyaya ve Fransaya sevk edilirdi. Daylı köyünün birçok bölgesinde o zamandan kalma şarap yapımında kullanılan taşlardan yapılmış şarap küpleri görülmektedir.
1890 yıllarına kadar köyümüzde mısır yerine buğday ekilirdi. Köyün bir sene doğu cephesine buğday ekilince batı cephesi otlak olarak kullanılırdı. İkinci sene nadas yani dinlendirme yöntemi uygulanırdı. Yani bu kez doğu cephesi otlak olarak kullanılır batı cephesine buğday ekini yapılırdı. Fındık üretimi 150 seneden beri sürdürülmektedir.
1796 tarihinde çevremizde ve köyümüzde daun denilen kolera veya veba cinsinden öldürücü salgın bir hastalık görüldü. Bu salgın hastalık diğer köylerde olduğu gibi Daylı köyünde de büyük tahribat yaptı. Bir çok ocaklar söndü. Köy halkının yarıdan fazlası bu korkunç hastalıktan kırıldı. Halkın kalan kısmı Giresun taraflarına göç etti. Bugün köyümüzde yaşayanların bir kısmı bu salgın hastalıktan köyü bırakıp kaçtıktan sonra tekrar köye geri dönenler ile sonradan başka yörelerden gelen insanlardır.
Daylı köyü 1750 yıllarına kadar Eynesil kalesindeki Voyvodalığa bağlıydı. Eynesil kalesinin tahribinden sonra Voyvadalık merkezi bugünkü Çavuşlu oldu. Kuğuoğulları 1750 tarihinden 1830 tarihine kadar Görele’yi ve köyümüzü derebeylik yönetimiyle idare ettiler. Bu seksen senelik süre içinde gerek Daylı köyü gerekse diğer köyler çok acı ve çok çileli günler yaşadı. Bu meyanda Kuğuoğulları 1780 yıllarında köyümüzün Dereyanı mevkiine şato şeklinde bir konak yani derebeyi sarayı yapmaya başladı. Sarayın taşları kırılıp hazırlanmaya başladı. Temel atma ve toprak hafriyatı yapıldı. Köy halkı derebeylerinin köylerine gelip yerleşmesini istemiyorlardı. Kalyoncu oğullarından bir genç derebeyinin oğlunun başını dere yanında kesince Kuğu beyleri saray yapmaktan vaz geçti. Köy halkı da rahat bir nefes aldı.
Birinci dünya savaşı başlayınca 30 Temmuz 1916 tarihinde köyümüz Rus askerlerince işgal edildi. Köyümüzde bir çok vatandaşlar Rus ordusunun içinde bulunan Ermeni askerleri tarafından öldürüldü. Köy medresesi yıkıldı. Bazı köy evleri yakıldı. Köy halkının bir kısmı işgalden önce köyü terk ederek Giresun-Ordu taraflarına göç etti. 13 Şubat 1918 tarihinde düşmanın çekilip gitmesi üzerine göç eden halkın bir kısmı tekrar köyümüze geri döndü. Köyümüzün ve Görele’nin yetiştirdiği ilk Devlet adamı eski Milli Eğitim Bakanlarımızdan hemşehrimiz Hasan Âli Yücel’in büyük babası Posta Telgraf Nazırı yani Ulaştırma Bakanı İmamoğullarından Hasan Âli Efendi’dir.
Hasan Âli Efendi,
Daylı köyünde doğmuş; Daylı köyünde büyümüş ve 25
yaşlarında iken memur olarak köyden ayrılmış. Posta Telgraf Nazırı, yani
Ulaştırma Bakanı olunca 1870-1895 yılları arasında nazırlık yapmış.
Köyümüzden bir çok vatandaş İstanbul’a giderek nazırdan birer iş, memuriyet
istemişler. Nazır da köyümüzden giden her kişiye birer iş ve memuriyet
vermiş.
1875 tarihinde
Görele’den İstanbul’a bir heyet giderek Görele’nin ilçe olmasını talep
etmişler. O tarihe kadar Görele Tirebolu’ya bağlı bir nahiye yani bucak olarak
yönetiliyordu. Hasan Âli Efendi Görele’nin ilçe olmasını 1875 tarihinde
gerçekleştirdi. Torunu ise Milli Eğitim Bakanlarından Hasan Âli
Yücel de köyümüze üç derslikli bir ilkokul,
bugünkü lise binasını ve Soğuksu mahallesindeki Hasan Ali Yücel ilkokulunu yaptırdı.
Köyümüz halkından
Karahacıoğullarından Hasan Ağa 1905-1909 ve oğlu Mehmet Ağa da 1922-1926 tarihleri arasında Görele
belediye başkanlığını yaptı.
Köyümüzde muhtarlık
görevi yapanlar; Çıtlak Ailesi, Ataköy’den Kahyaoğlu Ahmet Efendi, Çeşmebaşı’ndan Kıralioğlu Hüseyin Odabaş, İmamoğlu Emin Ağa, Ali Gökçe (Din Ali), Mustafa Bektaş, Hüseyin Kara, İsmail Çıtlak, Halil Bektaş, Ali Çıtlak, Mahmut Çıtlak, Ömer Önder, Recep Aksoy ve şu anda Hüseyin Bektaş.
Çeşmebaşı
mahallesi 1932 tarihine kadar Daylı köyüne bağlıydı. O tarihte Daylı köyünden
ayrılarak belediye sınırları içine dahil oldu. Verdili mahallesi de 1985 tarihine kadar Daylı köyüne
bağlıydı. O tarihte Daylı köyünden ayrılarak müstakil muhtarlık olarak Ataköy
ismini aldı.
Keza 1840 yıllarına
kadar Tepeköy, Devge, Terzi Ali ve Kaba mahallesi Daylı köyüne bağlıydı. Tanzimat devriyle başlayan idari ve coğrafi taksimat
neticesinde Daylı köyünden o tarihte ayrıldı.
Köyümüzün 40 sene
öncesine kadar iki tane yaylası vardı. Alaca ve Taşboğazı yaylası
yüzyıllarca köyümüz halkına ait
hayvanlara bu iki yayla otlaklık görevi yaptı. 1960 tarihlerinden sonra bu
yaylalar yanlış davranışlar sonucu
köyün tasarrufundan uzaklaştı.
Köyümüzden göç edip
nesilleri kesilen sülaleler; Kalyoncu oğulları, Topuz oğulları, Solaman oğulları, Sarı Mustafa oğulları, Yunus oğulları gibi bazı sülaler başka bölgelere göç
ettiler.
Köyümüzün ilk camisi
1810 tarihlerinde aşağıdaki mezarlıktaki büyük kavak ağacının yanına İmam oğlu
Mehmet Önder tarafından inşa edildi. O tarihe kadar
köy halkı Cuma namazını kılmaya Çavuşlu nahiyesine gidiyordu. Çünkü berâtı
olmayan camide hoca cuma namazı kıldıramazdı. Köyün ilk hocası olan İmam oğlu
Mehmet hocanın İstanbul’dan alınmış berâtı vardı. Berât, bir
çeşit diploma ve ehliyet belgesidir. Bu ilk cami 80 seneden fazla yani 1890
yıllarına kadar aşağıdaki mezarlıkta hizmet verdi. Daha sonra bu köy camisi
Hoca Hasan Efendinin başkanlığında bugünkü yerine
nakledildi. Köy halkınca elbirliğiyle yapılan bu taş bina 1985 yılına kadar köy
halkına hizmet etti. 1985 tarihinde devlet tarafından bugünkü cami eski
caminin yerine inşa edildi.
Ayrıca Gülle Kıran
mahallesindeki Yeni cami de 1997 yılında
hayırsever vatandaşların katkısıyla yaptırıldı.
Öte yandan 1903
yıllarında köyümüze büyük bir medrese yapıldı. Bu medrese Rus işgalinde
tahrip edildi. Medresenin arsasına bugünkü köy ilkokulu
yapıldı.
Köyümüzde mısır
ve buğday öğütmek için birçok su değirmenleri
vardı. Veli değirmeni, Hamza değirmeni, Abdaloğlu, Aycı oğlu, Veli oğlu Recep, Alidalman, değirmenleri kış mevsiminde ve yağmurlu
havalarda köyün ihtiyacını karşılardı. Yaz mevsiminde büyük deredeki çifte değirmenlere
gidilirdi.
Köyümüzün sağlık evi
1975 yıllarında yapıldı. İlk araba yolu kazma kürekle 1965 yıllarında köy
halkının katkısıyla gerçekleşti.
İkinci Dünya
savaşı yıllarında yani 1939-1945 yılları
arasında köyümüz halkı ve çevremiz ekonomik yönden yani yiyecek içeçek
bakımından çok acı çileli ve ızdıraplı günler yaşadı. O günlere kıtlık
yılları diyoruz.
İçecek yiyecek karne
ile vesika ile verilirdi. Açlıktan ölen çok oldu. 1940 senelerine
kadar halkımızın en büyük ihtiyaçlarından biriside yakacak yani odun
sorunuydu. O zamanlarda köyümüzde bugünkü gibi ağaçlık ve ormanlık
yoktu. 1900 yıllarından önce ise halkın kışlık odun ihtiyaçlarına kadar sık
ağaçlarla ormanlarla kaplıydı.
1940 senelerine
kadar köy halkının en önemli besin maddelerinden biriside pekmezdi. Köy halkı
pekmezi dut ve üzümden elde ederdi. Köyde dut ağacı çok fazlaydı. Hatta dut ağacı sayesinde
köyde ipek böceği de yetiştirilirdi. Bir üzüm ağacı iki
günde zor toplanırdı. Yani bir üzüm ağacından iki yüz kilodan fazla üzüm
toplanırdı.
Köyümüzün gerçek
ismi nedir nereden geliyor anlamı nedir; Daylı köyüne bazıları Daylı köyü bazıları Dayı Ali
köyü, bazıları da Dağlı köyü diyorlardı. Bunlar tartışma konusudur.
Yalnız Daylı kelimesinin sözlük, lügat anlamı "yüksek tepeler üzerine kurulmuş
suyu bol havadar yerleşim alanı" demektir.
1950 yıllarına kadar
köyün çarşı yolu, aşağıdaki mezarlıktaki taş mezarlığın yanından geçen patika
yol idi. Daha sonra ve Zıva köylülerinin de katkısıyla çeşme başından geçen
köy yolu yapıldı. 1950 tarihine kadar onbeş Zıva köyü halkı çarşıya Daylı
köyünden gidip gelirlerdi. O tarihte Zıva köylülerine devlet araba yolu yapınca
onlar artık Daylı’dan geçmez oldular. Her savaşta olduğu gibi İstiklal Savaşı
da başlayınca köyümüzde birçok köy
gençleri düşmanı yurdumuzdan çıkarmak için Topal Osman Ağanın alayına gönüllü asker yazıldı.
Yurdumuzun kurtarılmasında ve Cumhuriyetin kurulmasında bu Kuvâ-yi Milliyeci
çetelerin büyük hizmeti oldu. Bu Kuvâ-yi Milliyeci çetelerden Velioğlu Yusuf
Çavuş 30 Ağustos1922 tarihinde Afyon’da şehit düştü.
O sıralarda halkın
başlıca geçim kaynağı hayvancılığa ve tarım işlerine dayanıyordu. İmam
Mehmet’in torunu Posta Telgraf nazırı yani
Ulaştırma bakanı İmamoğlu Hasan Âli Efendi’nin Görele’ye çok büyük hizmetleri oldu.
Nazır Hasan Âli Efendi Daylı köyünde doğdu, Daylı köyünde büyüdü. Nazır olunca Daylı
köyünden bazı kişiler İstanbul’a giderek onu buldular. Ondan iş ve
memuriyet istediler. Her gideni boş çevirmedi. Herkese bir iş verdi. Ayrıca
Görele 1875 tarihine kadar Tirebolu’ya bağlı bir bucak olarak yönetiliyordu.
İşte o günlerde Müştâk Efendi başkanlığında yedi kişilik bir heyet
Görele’yi ilçe yaptırmak için İstanbul’a Nazır İmamoğlu Hasan Âli Efendi’ye gidiyorlar. Kendisinden Görele’nin
Tirebolu’dan ayrılarak bir ilçe olmasını talep ve rica ediyorlar. Nazır amcamız
bu teklifi çok olumlu ve hoş karşılıyor. Padişah II.Abdülhamit’den Görele’nin ilçe olma emrini alarak
Görele’nin ilçe olmasını gerçekleştiriyor.
Milli Eğitim eski
Bakanlarından Hasan Âli Yücel işte bu nazır amcamızın
torunudur. Hasan Âli Yücel de Karadeniz’in hiç bir ilçesinde ortaokul yokken O
1945 tarihinde Görele’de ortaokul açtı. O tarihlerde çevre ilçelerin öğrencileri
Görele’ye gelerek tahsil yaparlardı. Şu anda biz İmam Mehmet’in torunlarının bir
kısmının soyadı Öner ve bir kısmının da soyadı Önder’dir. Ayrıca Çeşmebaşı
mahallesinde oturan en yakın akrabalarımızdan
Karacanın İbrahim amcalarımızın soyadı ise Karaca’dır.
Ataköy’deki İmamoğullarının ekseriyetle soyadı Öner’dir.
Ali Bilir, Geçmişten Günümüze Tüm Yönleriyle Görele , Simurg Yayınları, İstanbul, 2001
Emekli Öğretmen, Emin Önder, "Daylı Köyü" Yayınlanmamış eser.